Giriş

Dünyamıza baktığımız şöyle bir baktığımız vakit aynı problemi her yerde görüyoruz. Kimileri emeklerini sömürürken milyonlarca insan sırtları kırılırcasına çalışıyor. Bankalar her geçen gün giderek zenginlenirken, çalışan aileler borçlarını ödeyemiyor. Silah satanlar kanı paraya dönüştürürken, savaş binlerce, on binlerce yaşamı alıyor. Güçlü ülkeler giderek zenginleşip, güçlenirken; fakir ülkeler giderek fakirleşiyor. Güçlüler medyaya sahipken, hükümeti kontrol ederken, generallerle yataktayken; demokratik haklar kitlelerden alınıyor. Zenginler golf sahalarını sularken, karalar küresel ısınmadan ötürü kuraklaşıyor.

Bu delilik bizim kaderimiz değil, bu beşeridir ve diğer insan çıkışlı problemler gibi bu da değiştirilebilir. Geçtiğimiz on yılda gayet net bir şekilde gördük ki dünyadaki bu kötülük yükseliyor ve şayet fakir ve işçi kitlelerince durdurulamazsa giderek de yükselecek.

RCIT'li yoldaşlarıyla beraber Sınıf Savaşı içinde bulunduğumuz sistemi insanlara hizmet eden bir sisteme dönüştürmek için savaşıyor. Biz bugün kendisini hangi renge boyamış olsun bir kapitalizm altında yaşıyoruz. Kapitalizm ister demokrasi, ister sekülerizm, ister İslamizm, hatta isterse sosyal demokrasi maskesini giysin; halk yığınlarının gerçekten söz hakkı olmadığı sürece, ekonomi işçi sınıfının elinde olmadığı sürece hiç bir şey değişmez. Kapitalizm toplumumuzu sınıflara ayırır. Bir yanda bankaların, büyük şirketlerin, medyanın sahibi kapitalistler, diğer tarafta ise neredeyse tüm serveti ürettikleri halde çalıştıkları yerin sahibi olmayan işçi sınıfı. Aradaki sınıflar olarak köylü ve orta sınıf(doktorlar, hukukçular, küçük dükkan sahipleri, mühendisler vs.) giderek çözüldü, işçi sınıfına ve giderek büyüyen işsizler ve fakirler ordusuna doğru bastırıldı. Ekonomiyi durdurabilirliklerinden dolayı, hem şehirlerde hem de fabrikalardaki, işyerlerindeki merkeziyetlerinden dolayı ve üzerine kaygılanacakları bir dükkanları, arazileri olmadığından dolayı işçi sınıfı mütemadiyen tek devrimci sınıftır.

Biz bu işçilere ve fakirlere yaşamaya değer bir gelecek vermeyen bu sistemi devirmek için savaşıyoruz. Parazit gibi yaşayıp kendilerini zenginliği için çalışanların değil, insanların zenginliği için çalışanların yönetimde olduğu bir sistem getirmek istiyoruz. Bu uğruna savaştığımız sistem sosyalizmdir. Sosyalizm ezilenlere azami demokratik haklar tanıyacak, ekonomi fakirin yararına organize edilecek ve insanoğlunun tüm başarılarını kaynaştıracaktır. Lakin sosyalizm kendiliğinden gelmeyecektir. Ağaçta yetişmiş bir elma gibi elimize düşmesini bekleyemeyiz, o elma alınmalıdır. Aynı ademoğlunun tarihinde yer alan herhangi başarıda olduğu gibi, güçlü tarafından verilmez ama ezilmişler tarafından savaşılarak alınmalıdır. Böyle bir sistemin başarılabilmesi için işçi sınıfını güce getirecek bir organizasyonlanmaya gitmemiz gereklidir. Böyle bir organizasyon toplumun tutarsız gelişimini ve içindeki çeşitli politik güçleri anlamalıdır. Devrimciler için her durumda doğru taktikleri verebilmeli ve gelen sancılardan devrimci bir parti yaratmalıdır. Bizim geniş halk kitleleriyle daha içli dışlı olan sınıfımızdan her türlü baskıya karşı gelebilen bir parti. İşte Sınıf Savaşı böyle bir parti yaratmayı amaçlar.