II. Kahrolsun Kapitalist Partiler

Kapitalist sınıf tamamen homojen bir sınıf değildir. Çeşitli kanatları ve politik fraksiyonları vardır. aralarındaki ihtilaf da büyük ölçüde işçi sınıfından en çok nasıl yararlanabilecekleri üzerinedir. Kapitalist partiler en liberalden -sınıf savaşını pasifize etmenin en iyi yöntemini limitli demokratik özgürlükler tanımak olarak görenler- açıkça terörist olan ve insanların iradesini güç kullanarak kırmak isteyen faşist kanada kadar gidebilirler. Devrimcilerin kapitalist fraksiyonları ayırmasındaki sebep herhangi birine karşı bir sempati besliyor olması değil, onların arasındaki çatışmaları işçilerin yararına kullanmak ve devletin nereye doğru gittiği daha iyi anlamak içindir.

 

 

 

AKP

 

AKP alışılagelen bir kapitalist parti değildir. AKP bir takım güçler ve politik hedefler arasında bir denge oyunu oynamaya çalışıyor. AKP hem Türk kapitalistlerin merkez kısımlarınca hem de ABD ve AB emperyalizmi tarafından güvenilmez bulunuyor. Bu güvenilmezlik demek değildir ki AKP ilerici bir role bürünmüş. AKP bu kesimlerce güvenilmez bulunuyor çünkü arkasında belli bir popüler destek var. Bu destek de destekçi kitlenin zamanında yıllar boyu NATO emperyalizminin itaatkar bir enstrumanı olan ordu tarafından zulme uğramaları, AKP'nin az da olsa antiemperyalist bir dil kullanması( amma lakin aynı zamanda da büyük emperyalist güçleri ve planlarını desteklemişlerdir.) ve Türkiye'nin 2000lerdeki ekonomik büyüyüşünün AKP'ye bağlı görülmesiyle ilişkilidir. Biz AKP'yi kapitalist, islamist, irticai bir populist bonapartist parti olarak görüyoruz. AKP populer kitlelerce oldukça zengin bir destek almasına rağmen -özellikle de taşradaki ve şehirdeki fakir kesim- politikası sıkı bir şekilde irticadır. Erdoğan'ın esas hedefi bonapartist bir polis devleti kurmaktır. Bu demektir ki kendisini yönetici sınıfa " ulusun kurtarıcısı " olarak göstererek çatışan sınıflar ve politik fraksiyonlar üzerinde diktatöri bir biçimde denge kurmasını sağlıyor. Aynı durumu uluslararası düzeye de elde etmek istiyor. Türkiye'yi ABD, AB, Rusya, İsrail gibi değişik emperyalist devletler ve Suudi Arabistan, İran gibi bölgesel güçler arasında denge kuran, göreceli bir özgürlükte olan, bölgesel bir güç yapmak istiyor.

 

Bu durum batı emperyalizminin ve Türk ordusu içindeki Nato generalleri bölümünün AKP hükümetine karşı düşmanlığının temel sebebidir. Sınıf Savaşı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi AKP'yi büyük emperyalist güçlere ve generallere karşı savunur. Eğer ki ordu bir daha kitlelere saldırmaya çalışırsa biz sokaklarda AKP destekçileriyle birlikte çarpışıyor olacağız. Fakat AKP'nin irticai politikalarına hiçbir zaman destek vermemeliyiz. Devrimcilerin ana görevi işçileri ve fakir kesimi AKP etkisinden kurtarmak olmalıdır. Bunun için AKP'ye karşı partinin burjuvazi başkanlığı ile alt tabakasındaki işçi, fakir kesimi ayırabilecek sosyal ve demokratik talepler sunmalıyız.

 

AKP'nin politikalarını tabi ki de eleştirmeliyiz ama bunu AKP'ye "faşist" diye kara çalan bir bağnaz solcu kafasında yapmamalıyız. AKP ve Erdoğan faşist değildir. Onlara karşı politik bir sempati beslediğimizden değil; politik düşmanlarımızı tanımamızın, onlara karşı kara çalmak adına en radikal politik terimi kullanmaktan daha önemli gördüğümüz için böyle bir sav ortaya atıyoruz. Faşizm işçi hareketi elebaşlarını ve ezilen insanları fiziksel olarak imha etmek isteyen, aynı zamanda da tüm demokratik hakları yok etmeyi amaçlayan spesifik bir politik harekettir. Erdoğan toplama kampları olmaksızın bir başkanlı, diktatoral polis devleti kurmayı istiyor.

 

 

 

 

 

CHP ve KEMALİZM

 

CHP Türk kapitalistlerinin ve NATO generallerinin geleneksel partisidir. Biz sıkı Kemalizmin sıkı gerici ideolojisine karşı politik mücadeleye girişmeliyiz. Türkiye'nin kuruluşunda Kemalizm sıkı gericiliğe dönüşebilmek için kararsız bir rol oynadı. 1920lerin başlarında Kemalizm Türkiye'yi büyük güçler kendi arasında parçalamasın diye bürokratik-milli bir mukavemet göstermiştir. Sovyetler Birliği ve devrimciler Kemal Paşa tarafından girişilen bu anti-emperyalist mukavemeti ve yaptığı reformları desteklemiştir. Aynı zamanda politik hürriyetlerini korumuş ve bu anti emperyalist-devrimci kuvvetleri güçlendirmeye çalışmışlardır. 1920lerde ise Kemalizm'in ters ve gerici tarafı ulusal azınlıklara yaptığı baskılarla ve komünistlere yaptığı zulümlerle daha da belirgin olmuştur. O zamandan sonra da Kemalizm büyük emperyalist güçlere karşı gelmekten vazgeçmiş ve onlar için sadık bir bekçi olmuştur.

 

CHP'nin en büyük destekçisi şehirlerde yaşayan Türk liberal orta-sınıftır. AKP'nin zıttı olarak CHP işçi kitleleriyle veyahut şehir ve taşradaki fakirlerle neredeyse hiçbir doğal bağlantısı yoktur. Lakin CHP itiraz ettiği vakit, CHP destekçilerinin aynı 2013'de Gezi Protestoları gibi meşru demokratik protestolara katılabilme olasılıkları var. Bu tip durumlarda devrimciler CHP veya Kemalizmle herhangi politik bloklaşmaya karşıdır. Lakin demokratik haklar için sokaklarda, sıradan CHP destekçileriyle beraber mücadele verebiliriz. Devrimciler CHP'ye karşı AKP tarafından yapılan tüm anti demokratik saldırılara karşı CHP'yi korur ama aynı zamanda da CHP'nin demokrasiye değil askeri yönetime sempatisi olan bir parti olduğunu da göz önünde bulundurur.

 

Biz CHP'nin sekülerizme gösterdiği ehemmiyeti hiçbir şekilde ilerici olarak görmüyoruz. Onların sekülerizmi türbanlı bacılarımızı aşağılamak için bahane olarak kullanıldı. Devrimcilerin sekülerizmi her zaman zengine karşı yöneltilmiştir ve diğer dinlerin özgürlüğüne karışmadığı sürece tüm dinlere eşit, azami özgürlük verir.

 

 

 

MHP

 

MHP faşist cephe partisidir. MHP ezilenleri kendi müşkülatlarından sorumlu tutan öfkeli, gerici orta sınıfı temsil eder. Devrimciler bu faşistlere karşı sokaklarda mücadele etmelidirler ve kinlerini yayabilecekleri herhangi bir platformları olmadığından emin olabilmek için gerekeni yapmalıdırlar. Biz MHP'nin faşist çetelerine karşı mücadele edebilecek duruma gelebilmeleri için işçileri ve ezilenleri hazırlamalıyız.

 

MHP AKP'nin bonapartist projesine sokakları insanlardan temizleyerek ve parlamentoda destek çıkarak yardımcı oluyor. MHP kendini başa geçen kapitalist partiler için kullanışlı bir saldırı köpeği olarak takdim etmek istiyorlar.